July 31, 2026
Gözetim
Her geçen gün gözetim teknolojilerinin yaygınlaşması, devletin kamusal alandaki nüfuzunu arttırıcı baskın güvenlik politikalarına yönelmesi…

By Ömer Doğru
2 min read
Her geçen gün gözetim teknolojilerinin yaygınlaşması, devletin kamusal alandaki nüfuzunu arttırıcı baskın güvenlik politikalarına yönelmesi ve onu ilgilendirsin yahut ilgilendirmesin birey ve toplum yaşamının tüm safhalarından verileri toplayıp tasnif etmesi Gilles Deleuze'nin deyimiyle bir 'kontrol toplumu'nun evrimine neden oldu. 'Kontrol toplumu' aslında birey yaşamının tüm alanlarını devlet için sürekli erişilebilir kılarak insanları ölçünün ve performansın ana öznesi haline dönüştürür. Fakat toplumu, başta bahsettiğimiz gözetime karşı edilgen kılmak için de kitle medyası aracılığıyla kamusallaşan bilgi türlerini şekillendirmek ve bunları gündem belirleyici konular haline dönüştürmek gerekir. Bunu, Türkiye'de yayıncılık ve medya sektörünün belli başlı çevreler elinde toplanması ve çok zıt konuların tartışılmasında bile aynı kişilerin görünür olmasında bulabilirsiniz.
Peki ya burada öne çıkan başka bir soru olarak; devletler bizi korumak için mi denetlemek için mi gözetliyor? Ya da bizi, korumak ve denetlemek arasında bir ayrım göz etmeye teşvik eden şey nedir? İlk soru, gündelik hayatta devletin kendisini ilgilendirmeyen alanlarda bile bilgi toplaması karşısında kayıtsız kalmış yığınlar için tahrik edici olacaktır. Çünkü insanlar kapitalizmin ilerlemesiyle beraber tüketim aracı haline dönüşmüş birçok mecrada kendileri hakkında veri toplanmasından rahatsızlık duymadıkları için direnç göstermeleri de beklenemez.
Gözetimin günümüzdeki en temel gerekçelerinden birinin güvenliği sağlamak olduğunu kabul edersek, öyleyse hiçbir tehdit teşkil etmeyen ve vatandaşlık kurallarına son derece bağlı insanlar hakkında verilerin neden toplandığını açıklayabilir miyiz.. Bilgi toplama araçları devletlere doğrudan tehdit teşkil eden insanları takip etmekten öteye geçerek, sıradan insanlar hakkında da veri toplamakla görevlendirilirken yüz tanıma teknolojileri eklenmiş kameralar vasıtasıyla saat, gün, konum bilgileriniz kimliğinizle eşleştirilerek arşivleniyor. Ses kimliğinizi tespit edebilen casus yazılımlar vasıtasıyla başkalarının telefonlarıyla iletişime geçseniz bile sistem sizi sesiniz aracılığıyla tanımlıyor ve kimlik tespitinde bulunabiliyor. Yahut size uçtan uca şifreli olduğu söylenen özel mesajlaşma uygulamalarında yazdığınız şeyler şirketler için reklamcılık politikasına; aynı yazışmalar bağlamında tercihleriniz, düşünceleriniz vd. ise devletlerin hakkınızda saptamalar yapabilmesi için kullanışlı birer veriye dönüşüyor.
Deleuze'dan atıfla 'kontrol toplumu' meselesini salt yeni teknolojilerin gözetleme (surveillance) üzerindeki katkısına izafe etmediğimizde gücün dağıtılma biçimiyle ilgili olduğunu da nedenleri arasına ekleyebiliriz. Gözetim ve onu sağlayan tüm araçlar güvenliği sağlama gerekçesini öne sürerken, elbette güvenlikten sorumlu kurumlar bu dağılımın özneleri olarak öne çıkacaktır. Kurumların -ki buna doğrudan güvenlik bürokrasisi diyebiliriz kendi sınırlarını aşarak ellerindeki gücün etki alanını genişletip kültürel, sosyal ve idari normlar üzerinde baskın hale gelmesi güvenliğe aşkınlık kazandıracaktır. Örneğin, bir güvenlik kurumu kamusal alanda söz sahibi olacak insanların belirlenmesinde ve gündemi oluşturacak maddelerin neler olacağının tespitinde bulunmaktan çekinmiyorsa o ülkede sivil düşünce giderek kadükleşecektir. Böylece, ontolojisini ve çeşitliliğini karşıtlığıyla sağlayan edebiyat, sinema, müzik, mimari ve bir ülkenin imajına izafe edebileceğimiz diğer birçok alan bir gündem konusu olmaktan çıkar. Yerine doğrudan devletin ihtiyaçlarını önceleyen; güvenlik, kurumsal yapısallaşma, kamusal nüfuz ve toplumsal ihtiyaçlar olarak lanse edilen, bilakis, devletin genişleyici stratejilerini perdeleyen birtakım sentetik gündem maddeleri acil ihtiyaçlar olarak kamuoyunda tartıştırılır. Dolayısıyla medya kuruluşları vasıtasıyla konular belirlenir, topluma seçilmiş endişeleri aktarılır ve bilgiler ise filtrelenerek, tartışmaların belirli sınırlar içerisinde tutulması sağlanır.
Güç ve gözetimi birbirlerini tamamlayan unsurlar olarak birlikte kullanıp onlara aşkınlık kazandırmak, devletin hastalıklı bir tarzda iktidarın çıkarlarına yoğunlaşarak vatandaşlarının günlük hayatlarının kontrolüyle yakından ilgilenmeye başlamasıyla da doğrudan ilgilidir. Devlet ve iktidar aygıtlarının aynı amaca angaje olarak girift hale gelmesi demokratik temayülleri de askıya alır.
Son olarak, bir güvenlik kurumunu 'politikadan' dışlayan şey onun gücünün toplumsal sonuçlar üretmesine engel olunmasıyla da doğrudan ilgilidir. Ayrıca kuralları (sınır) kimseler tarafından konulmadığında gücün, kötülükleri yayan bir şey olarak kendi konumunu koruması onun meşru olup olmamasından bağımsızdır. Açıklığa kavuşturmak gerekirse ister meşru güç tekeli olarak ölçüt alacağımız devlet ve onun uzantıları ister de devletin haricinde elinde bir şeyleri değiştirme ve dönüştürme imkanına sahip diğer çevreler gücün kullanımı konusunda belli denetimlere ve kısıtlamalara tabi olmadıkları sürece kötülüklerin artması da kaçınılmaz olur.