2024 yılında 40 kitaplık 11.112 sayfalık okuma yapmışım. Hedefim 20 idi, ama evdeki hesabı yerle bir eden kitaplarla ve yazarlarla tanıştım.
Nasıl?
Basit hesap ile günde 30 sayfalık bir okuma ile bir yılda aynı sayfa sayısına ulaşmak mümkün. Ancak tempoyu ve merakı taze tutabilmek için önce daha fazla ilgilendiğiniz ve konuşmaktan keyif alacağınız içeriklerden başlamanız gerekiyor.
Yine okuma türü konusunda sürekli didaktik veya edebi eserler ile ilerlemek yerine bir didaktik-bir edebi eser şeklinde rutin oluşturmak her kitapta sanki farklı bir kas çalıştırıyormuş gibi zihninizi diri tutmaya yardımcı olacaktır.
Farklı türler arasındaki geçiş, bir türü okurken diğerine olan merakın da tazelenmesini sağlayacaktır. Bu yöntem, okumaktan sıkıldığınız bir kitabın sonunu getirirken de kullanılabilir. Eğer eliniz kitaba gitmiyor ve bahaneler bulmaya başladıysanız, hemen yeni bir kitaba başlayıp sıkıldığınız kitapla ilişkinize bir ara verin, bu da azar azar ona geri dönüp bitirmenizi sağlayacak.
Ne zaman?
Kitap okumak için çok fazla zamanınız olmadığını tabii ki biliyorum. Günlük birkaç saatini sosyal medyada okuma yapmak için harcayan benim gibiler de bu argümana çok sık sığınıyordu.
Herkesin en verimli zamanı değişiklik gösteriyor, fakat benim yöntemim sabahları işe erken gidip günün telaşı, endişeleri henüz bünyeme yayılmışken tertemiz bir zihin ile başlamak olmuştu.
Fakat zaman mefhumu herkes için farklı işleyen enteresan bir sistem. O nedenle doğru zamanı sizden başka kimse bilemez.
Hangi kitapları öneririm?
Didaktik ve edebi olarak ayırabileceğim okumalarım genelde üç tür etrafında birleşti: Tarih, felsefe ve edebi eserler. İlk türe değinecek olursam şu üç kitabı özellikle tavsiye ederim.
- Tüfek, Mikrop ve Çelik: Jared Diamond, günümüzde sosyal bilimlerin konu edindiği neden bazı ülkeler/milletler/coğrafyalar daha gelişmiş iken diğerleri geride kalmıştır sorusunu çok büyük sorular ve cevaplarla yanıtlıyor. Neden Avrupalıların Amerika kıtasını fethedip sömürdüğünü, bunun tam tersinin yaşanmadığını merak ediyorsanız bir göz atın derim.
- Fatih Sultan Mehemmed Han: Halil İnalcık'ın kaleminden oldukça kallavi bir kitap. Başlaması zor gelebilir ancak iki sezonluk bir dizi tadında sizi her gün okumaya çağıracak kadar etkili. Öncelikle II.Mehmed dönemine kadar olan Osmanlı dönemini, İstanbul'un fethine giden arka planı anlamaya yardımcı oluyor ve ardından II.Mehmed döneminin ekonomik, sosyal ve siyasal dinamiklerini anlatıyor.
- Milli Mücadelede İttihatçılık: Meşhur Türkolog Eric Jan Zürcher; İttihat ve Terakki Cemiyeti'inin oluşum sürecini, mensuplarının arasındaki organik ve inorganik bağları ortaya koyarken Mustafa Kemal Atatürk'ün de hayatının farklı dönemlerinde bir şekilde siyasetin içinde olduğunu, cemiyet içindeki hiyerarşide nasıl konumlandığını anlatıyor.
Felsefe
- What Money Can't Buy (Paranın Satın Alamayacağı Şeyler): Michael Sandel tarafından yazılan, konuşulan içeriklerin çoğu hayranlık uyandırır. Bu kitap özellikle vurucu, çünkü hem içinde yaşadığımız topluma dışarıdan bir gözle bakmamızı hem de böyle giderse neye dönüşebileceğimizi anlatıyor. Piyasa ekonomisi ve piyasa toplumu ikilemi, hayatınızın farklı alanlarında gündelik olarak karşılaşacağınız bir ikilem olarak peşinizden geliyor.
- The Black Swan (Siyah Kuğu): Hollandalı gemiciler Avustralya kıyılarında kendisiyle karşılaşmadan önce siyah kuğuların varlığına ihtimal verilmiyordu. Hiçbir data, teorem, hipotez, ya da laboratuvar çalışması bu olguyu öngöremez iken; gerçek, geçmişten ayrışmayı başardı. Taleb, Siyah Kuğu Teoremi ile aslında retrospektif öngörülere dogmatik bir şekilde bağlı oluşumuzu eleştiriyor.
- Nudge (Dürtme): Davranışsal sosyal bilimlerin üç ana kolonundan birini oluşturan bu kitap, belki felsefe kategorisinde yer almıyor olabilir. Fakat benim için etkisi, oldukça felsefi. Bireylerin her zaman rasyonel kararlar alamadığı olgusundan hareketle insanları veya kitleleri istenilen davranışlara yönlendirmek konusunda alınabilecek kamusal ve iktisadi aksiyonlardan bahseden yazar, esasında çok temel bir şeyi sorgulamama yol açıyor: Bireylerin rasyonel kararlar alamadığı bir ortamda, demokrasi verimlilikten ziyade meşruiyet için mi vardır?
Edebi eserler
- Romeo ve Juliet: Aşk nimetine, veya illetine, bir kez yakalanmış olanların mutlaka okuması gereken, Sheakspeare'in büyücü olduğunu düşündüren, sizi beyninizden vurulmuşa çevirecek tiratları ile bir anda oturup birkaç cümlesini ezberlemeye çalışırken yakalayacak bir eser.
- Üç Anadolu Efsanesi: Yaşar Kemal kitaplarının tadına erişemediğim için kendimi eksik bulurdum. Bu kitap ile Karacaoğlan, Köroğlu ve Alageyik destanlarını coğrafyayı anlatırken hikayenin adeta gözlerinizin önünde bir film gibi akmasını sağlayacak çok usta bir kalemden okuyacaksınız.
- Elveda Güzel Vatanım: Ahmet Ümit'in her kitabında aynı tadı aramama ve bir türlü tatmin olmamama sebep olan, vatan sevgisi ile romantik aşkın ikileminde kalan bir silahşörün hikayesi. Etkileyici bir hikaye ile son dönem Osmanlı siyasetine dair iz bırakan bir resim çizmekle beraber Şehsuvar ve Ester arasında geçen diyaloglarda sanki bu çiftin yüzlerini görüyormuşsunuzcasına canlı bir okuma yapacasınız.
2024 yılında okuduğum tüm kitapları, 2025 yılında okumakta olacaklarımı takip etmek için beni Goodreads'te bulabilirsiniz.
İyi seneler, bol okumalar!